11 Mayıs 2012 Cuma

Sıcak Çarpmaları


Sıcak Çarpmalarında İlk Yardım

SICAK ÇARPMASI, BELİRTİLERİ, İLK YARDIM VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER Adale krampları, Güçsüzlük, yorgunluk, Baş dönmesi, kusma, bol terleme (daha sonra azalır), Davranış bozukluğu, sinirlilik, Solgun ve sıcak deri, Bilinç kaybı, hayal görme. Sıcak çarpmasında ilk yardım Hasta serin ve havadar bir yere alınır, Giysiler çıkarılır, Sırt üstü yatırılarak, kol ve bacaklar yükseltilir, Bulantısı yoksa ve bilinci açıksa su ve tuz kaybını gidermek için 1 litre su -1 çay kaşığı karbonat -1 çay kaşığı tuz karışımı sıvı yada soda içirilir. Sıcak çarpmasından korunmak için alınması gereken önlemler Özellikle şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye gibi güneş ışığından koruyacak aksesuarlar kullanılmalıdır, Mevsim şartlarına uygun, terletmeyen, açık renkli ve hafif giysiler giyilmelidir, Bol miktarda sıvı tüketilmelidir, Direk güneş ışığında kalınmamalıdır, Kapalı mekanların düzenli aralıklarla havalandırılmasına özen gösterilmelidir.

Mantar Zehirlenmesi


Mantar Zehirlenmesi ve Tedavisi

Mantar Zehirlenmesi Tedavisi a) Zehirlenme belirtileri tam olarak görülmeden yani sıkıntılı dönemde, hasta veya yakınları durumu anlarsa, bu durum Hekime anlatılırsa, mide ve bağırsakların temizlenme­si öncelik taşır. Hekim bağlayıcı dozlarda hastaya müshil verebilir. Bu mantarda, bu şekle çok az rastlanır. b) Hekim hastanın korku ve heyecanlarını gidermeli­dir. Burada dikkat edilecek en önemli nokta, hastanın korku ve heyecanlarının giderilmesinde kullanılacak ilaçların ka­raciğere yan tesiri olmayan ilaçlar olmasına dikkat edilme­lidir. c) Vücudun su ve elektrolit dengesi dikkatle korunma­lıdır. d) Hastada kan diyalizi görülüyorsa kan değiştirilmesi literatürlerce tavsiye edilir. Kan diyalizinin olduğu hastalar­da ölüm çoğunlukla görülen vakalardandır. e) Hastanın karaciğer ve böbreklerdeki tahribatı önleyecek ilaçlar dikkatle kullanılmalıdır. f) Hastaya sürekli ishallerden sonra, koruyucu olarak antibiyotikler verilebilir. g) İstifra ve ishallerden sonra hastaya, taze demli çay verilir. Karaciğer fonksiyon testleri normal çıkıncaya kadar, karbonhidratça zengin, proteince fakir yiyecekler verilmeli­dir. Daha sonra hastaya dengeli beslenme uygulanmalıdır. h) Mantar zehirlenmelerinin hiç bir safhasında hasta­ya alkollü içki verilmemelidir. Zehirlenmeden sonra bir hafta ön gün içinde alkollü içkiler içilmemelidir, Görülüyor ki, bu mantardan olan zehirlenmelerin tedavi­sinde kadro ve imkân yönünden yeterli bir hastane tedavisine ihtiyaç vardır. Zehirlenen şahsı zaman kaybetmeden büyük merkezlere göndermelidir.

Kanamalarda İlk Müdahele


Kanamalarda İlk Yardım

Kanamalarda İlkyardım Çeşitli nedenlerle kanın damar dışına çıkmasına kanama denir. Yetişkin bir kimsede 5 - 6 kg. kan vardır. 1 - 1,5 kg. kan kaybeden bir insanın hayatı tehlikeye girer. O HALDE KANAMALARI HEMEN DURDURMAK GEREKİR. Kanamaları kanın aktığı yere göre iç ve dış kanama olmak üzere ikiye ayırabiliriz. 1. İç kanamalar İç organlardaki dokuları besleyen kan damarlarının yırtılması veya zedelenmesi sonucu kanın damarlardan vücut boşluklarına akmasında denir. İç kanamaları kişiyi ölüme götürebilir. Bulguları; Baygınlık hali, baş dönmesi, Yüzde, dudaklarda ve parmak uçlarında solukluk, Huzursuzluk, -Derinin nemli ve soğukluğu, -Susama hissi, Hızlı ve zayıf nabız, nabzın güçlükle hissedilmesi, Hızlı solunum, Hava açlığı hissetmesi (Sanki hava alamıyormuş gibi bir hisse kapılması), Bilincin azalması ve en sonunda bilincin kaybolması Yapılacak ilk yardım Yaralı sırt üstü yatırılır. Baş yana çevrilir. Şoka karşı tedbir alınır. Ağızdan yiyecek-içecek verilmez. Sarsmadan ambulans veya sedye ile hastahaneye götürülür. 2. Dış Kanamalar Kanın damardan vücut dışına çıkmasına dış kanama denir. Dış kanama genellikle yaralanmalar sonucu olur ve atardamar, toplardamar, kılcal damar kanamaları şeklinde görülür. Dış Kanamaları Durdurucu Yöntemler a. Parmakla Basınç Yapma Yara ufak ve kanama az ise; Yara üzerine temiz bir bez ya da pansumanla BASTIRINIZ. b.Basınçlı Pansuman (Tampon) Yara içindeki yabancı cisimleri çıkarmadan yara üzerine temiz bir pansuman koyduktan sonra kravat, eşarp veya varsa sargı bezi ile sıkıca SARINIZ. c. Kanayan Yerin Yüksekte Tutulması Yaralı veya kanayan kısmın kalp seviyesi üzerine yükseltilmesi ile kanama oldukça azalır hatta durulabilir. d. Damar Üzerine Basınç Yapılacak Tazyik Noktaları Şakak bölgesi: Kulak önüne parmağınızla bastırınız. Yüz bölgesi: Kanamanın olduğu taraf alt çene kemiğinin orta kısmına parmağınızla bastırınız.

Organ Kopmasına Müdahele


Organ Kopmasında İlkyardım

Organ Kopması ve İlkyardım Organ Kopmalarında İlkyardım Nasıl Yapılır Organ Kopmasında İlk Müdahale Organın yerinden ayrılması, genellikle kazalar sonucunda görülmekle beraber tedavi amaçlı da (örnek: gangren nedeniyle ayakların kesilmesi…)olabilmektedir. Kaza nedeniyle oluşan organ kopmalarının en önemli nedenleri: motorlu araç kazalarında sıkışma, iş kazaları, düşme veya kesici nitelikteki bir şeyin düşmesi ve benzeridir. Kopan organ, 24 saat içinde uygun koşullarda, uygun hastaneye nakledildiği takdirde, yerine dikildiğinde eski görevini sürdürebilir. 1- Hasta için uygun koşullar: - Kanama hemen doğrudan basınçla durdurulmalıdır - Hastanın soluk yolunun, solunumunun ve dolaşımının devamlılığı sağlanmalıdır - Şoka karşı önlem alınmalıdır: ayakların yükseltilmesi gibi - Kanama, doğrudan basınca ve kalp seviyesinden yükseğe kaldırmaya rağmen durdurulamamışsa, son seçenek olarak turnike uygulanabilir. Doğrudan turnike uygulanması, dokunun beslenmesini bozacağından istenmemektedir; beslenmesi bozulan organın yerine dikilmesinde sorunlar ortaya çıkmaktadır

İç Kanamaya Müdahele


İç Kanamada İlkyardım

Kanama, tartışmasız, belli başlı acil sorunlardan biridir. Kanama mutlaka kısa sürede belirlenmeli ve ciddiyeti değerlendirilerek, kontrol altına alınmalıdır. Kanın damar dışına çıkmasına KANAMA (HEMORAJİ) denir. İç ve dış kanama olmak üzere ikiye ayrılır. İç kanamalar gözle görülemediklerinden, belirlenmeleri ve en kısa zamanda hastaneye ulaştırılmaları önemlidir. Halbuki dış kanamalar gözle görülebilir ve durdurulma yöntemleri ile kontrol altına alınabilirler. Kanama başlangıçta halsizlik yapar, eğer kontrol altına alınmazsa şok ve ölüm gelişebilir. Normal bir erişkinin vücut ağırlığının ortalama 1/13’ ünü kan oluşturmaktadır. 70 kg’ lık bir kişide 5-6 lt civarında kan bulunduğu varsayılmaktadır. % 10 oranındaki kan kaybı (ortalama erişkinde 600 ml, çocukta 200-300 ml, bebekte 25-30 ml ) oldukça tehlikelidir. Kanama nedeniyle kaybedilen kan miktarına göre kişide oluşabilecek belirti ve bulgular için TIKLAYINIZ. Kanamaların Sınıflandırılması : I- Kanamanın meydana geldiği yere göre : 1- İç kanama 2- Dış kanama II- Kanayan damarın cinsine göre : 1- Atardamar (arter) kanaması : Parlak kırmızı renklidir, kalp atımı ile eşzamanlı fışkırır 2- Toplardamar (ven) kanaması : Koyu kırmızı renklidir, devamlı akar 3- Kılcaldamar (kapiller) kanaması : Devamlı, yavaş, sızıntı şeklinde akar. ** Kısa sürede fazla miktarda kan kaybını vücut dengeleyemez (tolare edemez) ve şok gelişir. Oysa az miktarda ve uzun zaman süresi içindeki kan kaybını vücut kısmen de olsa dengeleyebilmektedir. Örneğin: kan verme işleminde 500 ml kan, 10 - 15 dakika gibi bir zaman zarfında ve kontrollü olarak alındığından, vücutta herhangi bir sorun oluşturmamaktadır. 1- İÇ KANAMA İç kanamanın vücut dışında en sık görülen belirtileri ezikler ve çürüklerdir. Bu belirtiler yumuşak doku içine kanama olduğunun göstergesidir. İç kanamalar, gözle görülemeyen kanamalar olmasına rağmen, dışa açılan bir iç organda meydana gelmişse, daha kolay ve çabuk fark edilirler; örneğin : mide, akciğer, böbrek kanamalarında olduğu gibi. İç kanamayı düşündüren bulgular genellikle hipovolemik şoka ait bulgulardır. İç kanama bulguları : - Nabız zayıf ve süratlidir (ipliksi) - Deri soğuk ve nemlidir (yapışkandır) - Gözler donuk, gözbebekleri genişlemiş ve ışık refleksi zayıftır - Hastada genelde susuzluk hissi ve huzursuzluk vardır - Bulantı, kusma olabilir - (Geç bulgu: Kan basıncı düşer) İlkyardım: Herhangi bir vurma, çarpma, darbe sonrası bu belirtiler söz konusuysa, bu durumda yapılacak en doğru şey, kişiyi bir an önce hastaneye ulaştırmak olmalıdır. (bakınız: şok)

10 Mayıs 2012 Perşembe

Cinsel Oyuncaklar


Cinsel Oyuncaklardan Korkmayın

Hamilelik, doğum travması ve bebekli yaşama geçiş süreci, size, “Daha önce bir seks yaşantım var mıydı?” bile dedirtebilir. Bu süreçte nelerin doğal olduğunu öğrenmenizde fayda var. Bırakın, eskilerin deyimiyle 40’ınız çıksın. Doğumdan sonra ruhen ve bedenen kendinize gelin. Sonra mı? Birkaç küçük ipucuyla seks periniz yine yanınızda. Unutmadan, bu süreçte erkeklere çok iş düşüyor!
Evet, artık yuvanızı paylaştığınız bir yabancı var ve ilişkiniz, -buna cinsel yaşamınız da dahil- üçüncü kişinin (bu ilk çocuğunuz değilse daha fazlasının) gölgesinde devam edecek. “Romantizm kayboldu” diye trip yapacak, “Benimle eskisi kadar ilgilenmiyor zaten” diye takacak, “Yoksa beni artık beğenip, istemiyor mu?” diye paniğe kapılacaksınız. Ve muhtemelen, en azından bir süre -bu uzun bir süre olabilir-  başka bir şey hissedemeyecek kadar kendinizi yorgun hissedeceksiniz. Üstelik bütün bunlar, doğum yapan siz olsanız bile kocanız için de geçerli olacak. Fakat hisleriniz ve istekleriniz hangi yönde olursa olsun, gerçekleri bilirseniz, yaşamınızın ve elbet seksinizin de, nasıl ve ne zaman normale döneceğini bilirsiniz. İşte, doğumdan sonra doyurucu bir cinsel yaşam için size ve eşinize kılavuzluk edecek bilgiler... 

Cinsel Kur


Cinsel Kur ve Faydaları

Uzun bir aradan sonra show tv nin yeni programı sabahın sedası adlı programda 07.05.2010 tarihinde seda sayanın konuğu olarak ekranlara çıkan ,prof. İbrahim Saraçoğlu yeni kür tarifleri verdi.  İşte bu kürler ve uygulama şekilleri:

ASTIM VE ALLERJİK ASTIM İÇİN KEÇİ BOYNUZU KÜRÜ:
Yarım klorsuz litre su
6-7 adet keçibonuzu

Suyu kaynatın. İçine birkaç parçaya ayırdığınız keçiboynuzlerinı atın ve 7-8 dakika kladar kaynatın.

*Çocuklardaki alerjik astıma karşı faydalıdır.
*Erkeklerin cinsel gücünü ve sperme sayısını artırır.
*Cinsel soğukluk yaşayan kadınlara da faydalıdır.
*Akciğer kanserine karşı koruyucudur.
*Tırnakları geç uzayanların tırnaklarını çabuk uzatyır.
*Tırnağınız  herhangi bir nedenden dolayı çekilmiş ve yerine tırnak gelmemiş se bu kür bu tırnağınızın uzamasını sağlar.

Cinsel Doyum


Cinsel Doyuma Ulaşmak

On sekizinden doksan yaşına kadar altı bini aşkın kadın ve erkek üzerinde yapılan incelemeler sonunda, orgazm olayı dört aşamaya ayrılmıştır.

  1. Heyecanlanma aşaması
  2. Kan dolaşımının hücumuyla vajinanın alt kısmında ve vulvada şişkinlik, açılma, ıslaklık olur ki, bunlar cinsel ilişkiye hazırlığı oluşturur. Bazen klitoriste de, göğüs ucundaki gibi büyüme, sertleşme olur. Rahimde kasılmalar meydana gelir.
  3. Plato aşaması
  4. Yukarıda anlatılan değişiklikler daha da artarak devam eder. Erkekte de buna uygun değişiklikler ve her iki tarafta nefes ve tansiyonda artma olur. Erkekte penisin ucunda Cowper bezinden salgılanan berrak, kaygan birkaç damla sıvı belirir.
  5. Orgazm aşaması
  6. Orgazm, klitoris tarafından doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak başlatılır. Bu, değişik kadınlarda değişik yollardan olabilir. Rahimde erkeğin boşalımımdaki aynı ritimle 0,8 saniyede bir olmak üzere düzenli kasılmalar olur. Bu kasılmalarla birlikte vajinada içeriye doğru bir emilme, havanın içeriye doğru çekildiği duyulur. Anüsteki büzücü kas kasılıp büzülür. Duygu ve zevkteki bu doruk on, on beş saniyeyi ender olarak geçer.
  7. Gerileme aşaması
  8. Bu son aşama yarım saat kadar sürebilir. Genital organlar damar büzülmesinin sona erip kanın çekilmesiyle eski durumlarına dönerler.
    Birçok kadında plato aşamasına kadar vardıktan sonra gerginliği giderecek gevşeme ve orgazm meydana gelmez. Bunu .eşine açıkça söyleyip birlikte çözüm aramalıdır.

Birlikte Orgazm Olmalı


BIRLIKTE ORGAZM OLMALISINIZ

Tracey Cox Orgazm hissi nasıldır? Nasıl farklı şekillerde orgazm olabilirsiniz? Birlikte orgazma ulaşmanın en etkili yolları nelerdir? Hepsini ve daha fazlasını okuyun, öğrenin! Orgazm hissi nasıldır? Seçilen bir grup temsilci kadına orgazm olduklarında nasıl hissettiklerini sordum. “Problem yok”, hepsi coşkuyla karşıladı ve bir saat içinde maille yanıt vereceklerini söyledi. Ama umdukları kadar kolay değildi. “Bunu kelimelerle anlatmak gerçekten zor” dedi bir kadın. Ve haklıydı. Bu kadar güçlü ve büyük bir duygu için kelimeler yetersiz görünebilir. Ama hepsinden daha zoru onları ikna etmekti (buluştuğumuzda bir içecek ısmarlamaya söz verdim), işte onlardan gelenler; “Orgazm olmak için bir fantaziye konsantre olmak zorundayım. Ve sıklıkla gerçekte olmasını istediğim şeyler gibi olmaz. O andaki en favori fantazim erkek arkadaşımı bir pubda bir arkadaşıyla bazı kızlarla birlikteyken yakalamak.. Orgazm zamanım tam böyle bir düşünceye rastlıyor. Kendimi erkek arkadaşımın yanındaki kızın yerine koyuyorum ve neler hissettiğini düşünüyorum. Böylece orgazm olmam kolaylaşıyor.” “Bazen orgazm olmakta zorlanıyorum. Gerçekten konsantre olma gereği duyarım. Eğer onu gerçekten istiyorsam, iyi ve uzun bir ön sevişmenin ardından ilişkiyi seçerim. Çoğu zaman ön sevilme sırasında tepe noktaya varabilirim. Böyle bir durumda ruhsal duygulardan çok fiziksel güç benim için rehberdir.” “Favori orgazmım oral seks sırasındadır. O başladığı zaman, her noktada inanılmaz bir hassasiyet hissediyorum. O zaman klitoris çevresinde daha belirgin bir hassasiyet yaşanıyor. Herşey sıcaklığı hissettiriyor, zirvede olduğum zaman vajinamda titreme ve çarpma hissediyorum ve bir kaç saniye için harika bir hassasiyet yaşıyorum. Bazen 3 veya 4 şiddetli kasılma oluyor. Daha az yakınlaştığımız diğer zamanlar daha küçük dalgalanmalar yaşıyorum.” “İlişki sırasında inanılmaz bir hareketlilik varsa orgazm olabilirim. Bana sarılıp sert, ufak ve derin hareketler yapması orgazm olmamı kolaylaştırıyor. Bu duygulara ulaştığımda zirvede oluyorum. O zaman dalga dalga memnuniyet duygusu yayılıyor. Sıklıkla bu dalgalar uzun zaman sonra sona eriyor. Tüm kızlara bunu yaşamaya ve hissetmeye çalışmalarını öneriyorum. Merkeze odaklanmalarından daha güzel bir duygu..” Farklı şekillerde orgazm olmak Açgözlü bir kızsınız.. Sadece bir orgazmdan daha fazlasını niçin istemeyeceksiniz? Bekleyin, biliyorum.. Çünkü yapabilirsiniz! Doğa ana sizi gebelik, adet dönemleri ve yüksek topuklarla lanetleyebilir ama size bir hediye verdi: Birden daha çok yolla orgazm olabilme yeteneği.. Erkekler kadar çabuk orgazm olamazlar ancak tekrar kışkırtılmaları ve daha çok orgazm olmaları kolaydır. İşte farklı orgazm önerileri..

Doğum Kontrol Yöntemi Geri Çekme


Doğum Kontrol Yöntemi Olarak Geri Çekme

Dünyada en yaygın kullanılan doğum kontrol yöntemi coitus interruptus yani geri çekme yöntemidir.
Özellikle geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerdeki ilk tercih edilen yöntemdir. Dünya nüfusunun büyük çoğunluğu bu tür ülkelerde bulunduğundan kaçınılmaz olarak dünyada da en çok kullanılan gebelikten korunma yöntemidir.
İnsanoğlu üreme ile cinsel ilişki ve erkeğin boşalması arasındaki bağı fark ettiğinde geri çekme yöntemini de keşfetmiş oldu. Teorik olarak gebelik olması için spermlerin kadın vajinasına bırakılması gerektiğinden erkek tam boşalma anında penisini dışarıya çeker ise gebelik olmayacağı düşünülmekteydi. Bu görüş hala daha geçerlidir. Ancak terorik olarak büyük oranlarda başarı göstermesi gereken yöntemin pratikde başarısız olması sonucu daha detaylı araştırmalar yapıldı ve erkekte, boşalmadan önce gelen sıvıda da sperm bulunduğunun saptanması çok da zor olmadı.
Gerçekten de geri çekme yöntemi tüm doğum kontrol yöntemleri arasında en başarısız olanıdır.Başarısızlığın en önemli nedeni orgazm ve ejekülasyon anında geri çekmenin çoğu zaman zor olması, ejekülasyondan önce gelen sıvı içinde sperm bulunması ve ejekülatın vajina dışına bulaşması durumunda nadiren de olsa spermlerin vajina içine girip ilerleyerek döllenmeyi gerçekleştirmeleridir.
Geri çekme ancak çok nadir olarak cinsel ilişkide bulunan çiftlerde ya da çocuk isteyip istemediklerine karar verememiş, olursa olur düşüncesinde olan çiftler için uygundur.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Manyaklık ve Tedavi Süreci


Manyaklık ve Tedavisi
Nedir bu kontrol manyaklığı? Kontrol manyağı kendi benimsediği davranışları zorla çevresine benimseten kişilere deniyor. Bu kişiler içinde bulunduğu tüm durumlarda kontrol onda olsun ister. Herşeyin onun karar verdiği gibi sıkı bir şekilde planlanmış, hesaplanmış ve organize edilmiş olmasını ister. Kontrol manyakları genelde çevrelerindeki tüm olaylarda onların müdahalelerinin gerekli olduğunu düşünürler. Aslında bu her şeyi kontrol altına alma dürtüsü altında bir üstünlük duygusu yatar. Onlara göre diğer insanlar beklenmedik durumlar karşısında ne yapacaklarını bilemezler ve bu nedenle onların kontrollerine ihtiyaçları vardır. Onların kontrolleri dışında gerçekleşen en ufak bir değişiklikte fazlasıyla canları sıkılır. Hayatlarında hiçbirşey rastlantısal olamaz; çünkü tüm ihtimaller hesaplanmış, planlar hazırlanmıştır. Kontrol manyaklığının altında yatan nedir? Bu durumun altında yatan en önemli sebep başarısızlık korkusudur! Bu başarısızlık korkusu ve başkalarına güvensizlik duygusunun altında yatan rahatsızlıklardan biri de mükemmeliyetçiliktir. Sürekli olarak mükemmeli elde etmeye kendilerini zorlarlar ve bu nedenle sürekli mutsuz olma ihtimalleri fazladır.

Kokainomani ve Tedavi Süreci


Kokainomani ve Tedavisi

Kokain tiryakiliğine verilen ad. Uyuşturucu madde düşkünlüğünün en yaygın ve en tehlikelilerindendir. Sinirler başlangıçta tatlı bir şekilde uyarılır; fakat zaman geçtikce vücutta önemli düzensizlilder meydana gelir. Uykusuzluk, kalb çarpıntısı, iştahsızlık, hezeyanlar, sayıklama, çıldırma, ahlak duygusunun kaybı önemli arızalardır. Kişi, devamlı olarak kokain almak ister. Kokainman, ,hem kendine hem de başkalarına karşı tehlikelidir. Intihar ve cinayet fikirlerini geliştirir. Tedavi için hasta, bir hasta- hanede doktor kontrolünde kokaini bırakır. Kesilmeden dolayı birtakım belirtiler görülünce hemen tedbir almalıdır. Kokainmanlar, kokain ihtiyaçlarını burundan kokain klorhidrat çekmek veya deri altına şırınga etmek suretiyle giderirler.

Hırsızlık Hastalığı ve Tedavi Süreci


Hırsızlık Hastalığı ve Tedavisi

İhtiyacı olmadığı halde hastalık şeklinde görülen çalma dürtüsüne kleptomani, bu gibi kimselere de kleptoman denir Bu şekilde hırsızlık yapanlar genellikle orta yaşlı veya yaşlı kadınlardır ve çaldıkları şeyler aslında satın alabilecekleri önemsiz eşyalardır. Kleptomanları büyük mağaza­larda tek başlarına veya çeteler halinde çalışarak mal çalan adı hırsızlardan ayırmak gereklidir Bu hırsızların ancak birka­çı tedavi için psıkıyatrıste başvururlar Kleptomanı tam bir hastalık değildir, çe­şitli depresyonlarda ve semi demansta görülür Bilinçaltının çözümlenmesinde hır­sızlık dürtüsünün , mutsuzluğun bir be­lirtisi olduğu ve çok kere amacın eşinin toplumsal durumunu sarsmaya yönelik bu­lunduğu görülmüştür

İlaç Bağımlılığı ve Tedavi Süreci


İlaç Bağımlılığı ve Tedavisi

İlaç bağımlısı kişileri tedavi ederken bu bağımlılığın vücuda verdiği zararlar göz önüne alınıp bunların etkilerinin sıfıra indirilmesi ve kişinin eski sağlığına kavuşması hedeflenir. İlaç bağımlılığının tedavisi bittikten sonra belli bir süre daha kontrol ve gözlem altında tutulur ve bu eğilimleri tekrarlayıp tekrarlamadığına bakılır. Tekrar bağımlı davranışların gösterilmemesi durumunda hasta eski sağlıklı günlerine kavuşmuş demektir ve tedavi süreci sonlandırılır. İlaç bağımlılığı tedavileri uzman hekimler gözetiminde tam teşkilatlı hastanelerde özel birimlerde yapılmaktadır. İlaç bağımlılığının en yaygın olan türleri morfin ve eroin bağımlılığıdır. Bu tür ilaç bağımlılıkları dört yöntemle tedavi edilir; psikoterapi, ilaçla tedavi, sosyal tedavi, zıt tepki tedavisi. Psikolojik ve sosyal tedavi yöntemleri hastayı normal yaşam standartlarında yaşamak için oryantasyon çalışmalarını içerirler. İlaçla yapılan tedavilerde ise ilaçlar en fazla üç gün süre ile uygulanır. Bu tedaviler hastalığın şiddetine göre ayrı ayrı uygulanabileceği gibi birlikte de uygulanabilirler. Hasta ilaç bağımlılığı tedavisinin ardından psikolojik tedaviyle de desteklenmelidir. Başlayacağı ve alışması gereken yeni hayata çevresindekilerin yardımlarıyla daha kolay alışacağından bu süreç hasta için önem arz etmektedir. İlaç bağımlılığı tedavisinin en çabuk ve en etkili yolu bağımlının tedaviyi kendi isteğiyle alıyor olmasıdır. Fakat o durumdaki bir insanın bu tedaviyi kabul etme olasılığı çok azdır. Hastaların çoğu bulunduğu mevcut durum dolayısıyla tedaviyi kabul etmemektedir. Özellikleri gençleri bilinçlendirerek bu surmlara düşmeden önlemi almak en etkili çözümdür.

Kılkurdu ve tedavi süreci


Kılkurdu ve tedavisi

Kıl kurdu enfeksiyonları dünyanın her yerinde yaygındır. Doğal konağı insandır. Her yaşta görülmekle birlikte 5-14 yaş arasında en sıktır. Kalabalık yaşam koşullarında, kurumlarda yaşayanlarda yaygındır ve oldukça zararsızdır. İplik şeklinde hareketli bir bağırsak parazitidir. Erkekleri 2-6 mm, dişileri 8-12 mm uzunluğundadır. Enfekte kişilerde dişi erişkin kıl kurtları gece uykudan 2-3 saat sonra anüsten dışarı çıkarak makat civarına binlerce yumurta bırakır ve kısa süre içinde ölürler. Yumurta 6 saat içinde bulaşıcı özelliğini kazanır. İç çamaşırlarına bulaşan, yatağa dökülen ve ya da oluşturduğu kaşıntı hissi ile o bölge parmakla kaşındığında, tuvalet sonrası makat temizliği esnasında kişinin eline, tırnaklarının arasına geçerler. Bu nedenle tekrar tekrar bulaşma ve çocuktan çocuğa bulaşma riski fazladır. Kıl kurdu, oda sıcaklığında 2-3 hafta canlı kalabilir. Çamaşırlarda, yatak ve çarşaflarda da yumurta bulunduğunda bulaşma ortamı oluşturur. Kıl kurdu bulaşmış çarşafların silkelenmesi ile havaya saçılan yumurtaların ağız bölgesine ulaşarak bulaşması da mümkündür. Kıl kurdu ağız yoluyla bulaşır. Yutulan yumurtalar midede larva şekline ulaşır ve kör bağırsağa göç ederek erişkin forma gelir. Makat bölgesinde yumurtaların larva şekline gelmesi ve anal yoldan tekrar bağırsağa girmesiyle de tekrarlayabilir. Kıl kurdu genellikle belirtisizdir. En sık görülen belirti geceleri görülen makat bölgesindeki kaşıntılarıdır. Vücudun bazı bölgelerinde cerahatli enfeksiyonlar gelişebilir. Uykusuzluk, gece korkuları, diş gıcırdatma, gece işemeleri olabilir.

Karaciğer yağlanması ve tedavi süreci


Karaciğer yağlanması ve tedavisi


Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Kasım Kazbay 10-15 yıldır yaşanan metabolik sendrom ve obezite salgınının tetiklediği ‘karaciğer yağlanmasını’ anlattı. Sizi tanıyoruz! Sağlık kontrollerinizi her yıl düzenli olarak yaptırıyorsunuz. Sağlık riski analizleriniz bu yıl da yaptırdınız. Sonuçlarınızla birlikte doktorunuzdan bir randevu ayarladınız. Doktorunuz tetkiklerinizde ‘ALT ve AST enzimlerinizin yüksek', karaciğer ultrasonografinizde 'diffüz yağlanma' uyarısı saptadı. Muayenenizdeki 'karaciğerde büyüme' notu ile birlikte değerlendirdiği bu bulgularla biraz telaşlandı. Ama siz sakın telaşlanmayın. Laboratuar bulgularınızı inceleyen doktorunuzun size yönelttiği şu soruyu dikkatle yanıtlayın: -Alkol kullanımınızı arttırdınız mı? -Karaciğerinize zarar verebilecek bir ilaç veya kimyasal kullandınız mı? -Kilonuzda hızlı bir artma ve/veya kan yağlarınızda, kan şekerinizde ani bir yükselme oldu mu? İlk iki soruyu 'Hayır', son soruyu 'Evet' diye yanıtladıysanız siz de 'Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması' sorunu ile karşı karşıya olabilirsiniz. Alkol kullanımında artma (alkolik hepatit), siroza doğru ilerleyen A, B veya C tipi viral hepatitler, karaciğer kanserleri (hepatoma), karaciğerde demir (hemakromatot) veya bakır depolanması (Wilson Sirozu) hastalıkları, şeker hastalığı kanda trigliserid artışı ve daha pek çok neden 'yağlı karaciğer' sorunu ile birliktedir. Sayılan bu sorunların çoğunda karaciğerde ciddi bir hasar olmadan işi kontrol altına almak mümkündür. Karaciğer yağlanması sık görülür ve doktorları pek ürkütmez.

Kalınbarsak kanseri ve tedavi süreci


Kalınbarsak kanseri ve tedavisi
KALIN BAĞIRSAK KANSERİ HAKKINDA NELER BİLİYORUZ Kolon ve Rektum Kolon ve rektum, sindirim sisteminin “kalın bağırsak” olarak adlandırılan kısmını oluşturur. Kalın bağırsakların yaklaşık 150-180 cm’lik üst kısmına “kolon”, 15-17 cm’lik alt kısmına ise “rektum” adı verilir. Yiyecekler, midede ve ince bağırsaklarda sindirildikten sonra kalın bağırsaklara gelirler. Burada bağırsak içeriğinin içinde sindirim sisteminin daha üst kısımlarında emilmemiş olan Su da vücutça emilerek geriye ‘gaita’ olarak adlandırılan katı kısım kalır. Gaita, kolon ve rektum boyunca ilerleyerek daha sonra anüs yoluyla vücuttan atılır. Kanser Nedir? Kanser vücuttaki hücrelerin kontrolsüz olarak aşırı şekilde çoğalıp, vücudun çeşitli bölgelerine dağılmalarıdır. 100’den fazla değişik Kanser türü vardır. Vücudun tüm diğer organlarında olduğu gibi kolon ve rektum da değişik türde hücre gruplarından oluşmuştur. normal olarak hücreler ancak organizma onlara gerek duyduğunda çoğalırlar. Bu durum organizmanın belirli bir düzen içerisinde gelişmesini ve böylece Sağlıklı kalmasını sağlar. Hücreler gerek olmadığı halde bölünüp, çoğalırlarsa o bölgede bir doku kitlesi oluşur. Fazladan oluşan bu kitle ‘tümör (ur)’ olarak adlandırılır. Bu kitleler benign (selim) veya malign (habis) olabilirler.

Kabızlık ve tedavi süreci


Kabızlık ve tedavisi


Kabızlık Nedir? Tuvalete hiç çıkmama veya çok seyrek çıkmaya kabızlık, peklik ya da inkıbaz deniz. Tıp dilinde ise "konstipasyon" adı verilir. Yeterince sulu şeyler yememe, sinir bozulukları, hormon dengesizliği, basur, fıtık boğulması kabızlığı doğuran nedenler arasındadır. Ayrıca günlerinin büyük bir kısmını oturarak geçirmek zorunda olanlarla, hamilelerde ve yaşlılarda görülür. Öncelikle kabızlığa neden olan hastalığı tespit etmek gerekir. Esas nedeni tespit etmeden alınacak müsil ilaçları kötü sonuçlar doğurabilir. Kabız olmayı önlemek için, sebze çorbaları ve yemekleri, mercimek, ıspanak, salata, balık ve çavdar ekmeği yemek çok faydalıdır. Ayrıca erik reçeli, bal, üzüm, kayısı veya elma yemek, bol su veya şerbet içmek de yararlıdır. Müzmin kabızlıktan şikayet edenlerin de; fazla ert, yumurta, peynir, beyaz ekmek, muz gibi yiyecekleri azaltmaları, kahve çay ve sigarayı en az miktara indirmeleri, alkolü bırakmaları gerekir. Kabızlığı gideren ilaçların fazla miktarda uzun süre kullanılması kötü sonuçlar doğrulabilir. Bu nedenle ilaçları kullanırken tavsiye edilen miktarları aşmamak gerekir. Kabızlık için Pratik Bitkisel Formüller : * 1 su bardağı kaynar su içine 5-6 yaprak sinemaki yaprağı, birer çay kaşığı anason ve rezene havanda ezilerek konulur. 15 dakika demlenerek; aç karnına günde 1-2 bardak içilir. * Sıcak bal şerbeti içilir. * Günde 1 defa açken; 1 tatlı kaşığı keten tohumu tozu suyla içildiğinde bağırsakları çalıştırmaktadır. (Keten tohumunda dikkat edilmesi gerekenler)

Hepatit B ve Tedavi Süreci


Hepatit B ve Tedavisi


HEPATİT B Hepatit B virüsü ile ortaya çıkan karaciğer hücre iltihabı ve hasarı hepatit B hastalığı olarak tanımlanır. Ülkemizde taşıyıcılık oranı %3 ile %7 arasındadır. HEPATİT B NASIL BULAŞIR ? İnsandan insana vücut sıvıları yolu geçer: Kan Semen (meni) Vajinal sıvı ve salgılar (adet kanı dahil) Doğum sırasında anneden bebeğe geçiş (perinatal hepatit KAN, KAN ÜRÜNLERİ: Kan yolu ile bulaşma özellikle gelişmiş ülkelerde damardan yasa dışı ilaç kullananların, kullandıkları iğnelerin bir şekilde diğer insanlara yayılması ile ortaya çıkmaktadır. Ayrıca yine bu kişilerin kullandıkları eşyaların diğer kişilerce kullanılması da bulaşmayı sağlar. Ancak dünya üzerinde hepatit B açısından oldukça yüksek riskli bir grup olan sağlık çalışanları açısından iğne yolu ile bulaşma son derece önemlidir. Çeşitli sağlık birimlerinde çalışan sağlık personeli özellikle kaza sonucu iğne batması ile hepatit B ye yakalanmaktadırlar. Ayrıca yine sağlık çalışanları hasta kişilerin kanının bulaştığı bir cisimle yine kaza sonucu yaralanır veya temas ederlerse yine hepatit B ye yakalanabilirler. Yine normal popülasyon ve sağlık çalışanları için kan nakli sonucu bu hastalığa yakalanma riski vardır. Gelişmiş ülkeler bu sorunu kan nakilleri sırasında tarama yaparak çözmüşlerdir. Ve bu tür bir bulaşma yolu dolayısıyla ortadan kalkmıştır.

Hepatit A ve Tedavi Süreci


Hepatit A ve Tedavisi


Hepatit A oldukça bulaşıdır ve halk arasında sarılık adıyla bilinir.Hepatit A genellikle bu hastalığı taşıyan bir insanla gıda veya su paylaşımı nedeni ile bulaşır.Ayrıca cinsel ilişki veya hasta bir insanın kan, idrar gibi vücut sıvılarına temasla bulaşmaktadır.Genellikle hastalaın büyük bir çoğunluğu iyileşir ama hastalık oldukça ağır geçer.Diğer hepatit türleri gibi hepatit A ‘da karaciğerin iltihaplanmasına neden olur Hepatit A’ nın belirtileri Tüm viral hepatitlerde sarılık başlamadan önce genellikle; * Bulantı, kusma, ishal, * Şiddetli iştahsızlık, * Mide – barsak şikayetleri, * Karın üst bölgesinde ağrı ve * Yorgunluk görülür.Yalnız Hepatit – A’da 38 C den yüksek ateş (enfluenza’daki gibi) ve eklem ağrıları da görülür. Ateş varsa, genellikle sarılığın ilk birkaç gününde normale döner. Viral Hepatitlerdeki en tipik belirtiler ise; * Göz aklarının, cilt ve mukoz membranların sararması, * İdrarın renginin koyulaşması ve * Dışkının renginin açılması’dır. Hastalığın başlangıcından 2 – 3 hafta sonra dışkı rengi normale döner. Bir veya iki hafta sonra karaciğer büyüyebilir ve sarılık görülebilir. Hepatit A’ lı olgular sarılığın ortaya çıkışından iki hafta öncesi ve sarılığın ortaya çıkışından bir hafta sonrasına kadar her dışkılama ile çok miktarda Hepatit – A virusu salgılar ve hastalığı bulaştırırlar. Belirti göstermeden hastalığı geçiren fertler de, hastalığın yayılmasında sessiz birer kaynak oluştururlar. Hepatit A virüsü genellikle oral-fekal (ağız-dışkı) yolla, kontamine olmuş (virüs bulaşmış) su veya besinlerin alınmasıyla, kişiler arası temasla, ya da cinsel temasla bulaşır. Memleketimizde büyük kentlerde dahi kanalizasyon sistemlerinin yeterince düzenli olmaması ve içme ve kullanma sularının temininin uygun koşullarda yapılamaması (özellikle su baskınlarından ve tabii afetlerden sonra) Hepatit-A enfeksiyonunun yayılmasında büyük rol oynar.

Hepatit ve tedavi süreci


Hepatit ve tedavisiHepatit A ve tedavisi Hepatit A Hepatit A (HA) viral hepatitlerin en sık görülen şeklidir. özellikle hastalığın düşük deredeli formlarının erken çocukluk çağından itibaren görüldüğü, sosyal olarak dezavantajlı bölgelerde oldukça sık olan bir insan virozudur. Son 20 yıldır, sosyo-ekonomik durumun iyileşmesine bağlı olarak, popülasyonda anti-HA antikor prevalansında belirgin bir azalma olmuştur (1). Hijyenin düzelmesi ve yaşam koşullarının daha sağlıklı olması, hepatit A virüsünün popülasyon içinde dolaşmasını azaltmış olmakla birlikte, hastalık tamamen ortadan kalkmamıştır. Hatta tersine bu durum, klinik vakaların ve epidemilerin hastalığı hala geçirmemiş olan daha ileri yaştaki kişilerde ortaya çıkmasına yol açmıştır (3). Aşılanma bu eğilimi kontrol etmek ve hastalığa karşı korunmak için en etkin yoldur. Hastalık Hepatit A, küçük RNA virüsü ile oluşan akut karaciğer inflamasyonu ile karakterizedir. Küçük çocuklarda sıklıkla semptomsuzdur, erişkinlerde ise daha ciddi seyreder. Ateş, baş ağrısı, ağrı, yorgunluk ve gastrointestinal rahatsızlık gibi sistemik influenza tipi semptomlarla başlar. Bunu sıklıkla sarılık (erişkinlerdeki vakaların %50-80inde) izler. Hastalık hiçbir zaman kronikleşmemekle birlikte, yaklaşık 1 aylık bir akut dönemden sonra 6 aya kadar uzayabilen bir iyileşme dönemi ile birlikte uzun süreli bir hastalık olduğu dikkate alınmalıdır (4). Bazı olgularda, hastanın durumu hastaneye yatmayı gerektirebilir (%20-50). Vakaların %7-10unda rölaps ve vakaların %5inden azında ise uzamış kolestatik form gözlenebilir (5). Semptomatik tedavi dışında hepatit Anın tedavisi yoktur. Hepatit A özellikle erişkinlerde, daha az oranda da çocuklarda fulminan hepatit etiyolojisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu şekiller nadir olmakla birlikte (vakaların %0.2-0.4ü) prognoz ağırdır ve mortalite yüksektir (50 yaşından büyüklerde %2). Bu tablonun tek çaresi acil karaciğer transplantasyonudur (6). Semptomatik olsun veya olmasın, doğal enfeksiyon geçirilmesi yaşam boyu koruma sağlar. Epidemiyoloji Virüs insandan insana fekal-oral yol ile, daha sıklıkla enfekte yiyecek ve içeceklerden geçer. Kuluçka dönemi 15-45 gün arasındadır. Rezervuarı insandır ve enfekte kişiler sarılığın ortaya çıkışının iki hafta öncesinden başlayarak, semptomların kaybolmasını takiben 10 gün sonraya kadar bulaşıcı kalırlar. Dünya genelinde, rapor edilen vaka sayısı yılda yaklaşık 1.4 milyondur. Hepatit Anın belirtisiz seyreden formları da eklendiğinde bu oran 3-10 kat artmaktadır (7). Epidemiyolojik özelliklerine göre bölgeler, insidans açısından yüksek, orta, düşük ve çok düşük insidanslı bölgeler olarak belirlenmiştir. Fransa, Doğu Avrupadaki komşuları gibi insidansın orta derecede olduğu bölgededir. Fransada semptomatik hepatit A formu 100,000 kişide 20-50 olarak belirlenmiştir (8). Genç erkeklerde anti HA virüs antikoru insidansı 1985de %30.4 iken, 1997de %11.5 olmuştur (1). Buna göre, insanların hepatit A virüs enfeksiyonuna yakalanma ve ciddi formların gelişme insidansı erişkin yaş grubuna doğru kaymaktadır. Virüs ile kontaminasyon sıklıkla endemisi yüksek bölgeye yolculuklar sırasında ortaya çıkmaktadır (vakaların %25i). A.B.D.de 1987-1997 arasında hepatit A insidansı 100,000 kişide 10 vaka, 4-14 yaş grubunda 100,000 kişide 15-22 vaka olarak belirlenmiştir. Bu ülkedeki vakaların büyük kısmı toplumdaki epidemiler sırasında görülmektedir (9).

Bağırsak Tıkanması ve Tedavi Süreci


Bağırsak Tıkanması ve Tedavisi
BAĞIRSAK TIKANMASI:Bağırsak tıkanması, dışkının bağır­sak kanalında ilerlemesinin tam ve kalı­cı olarak engellenmesiyle ortaya çıkan bir hastalık tablosudur. Sonuçlan çok ağır olabilen, erken ve doğru tanı ile za­manında tedavi edilmediğinde Ölümle sonuçlanabüen bir hastalıktır. Değişik bağırsak tıkanması tabloları arasında, oluşma biçimi ve hastalığın gelişme hızına göre farklılıklar görülür.Bağırsak tıkanmaları mekanik ve di­namik tıkanma olarak ikiye aynin:. Me­kanik tıkanmanın da kendi içinde akut ve subakut biçimleri olabilir. Basit ba­ğırsak tıkanması olarak da bilinen me­kanik tıkanmanın (mekanik ileus) gidişi subakut olabilir. Bu tabloda bağırsak geçişi engellendiği halde bağırsak kan dolaşımı normaldir. Mekanik tıkanma­nın Öteki türünde ise boğulan bağırsak parçası geçişi engelleyerek kangrene kadar gidebilen kan akımı bozukluklan yapar ve çok ağır bir tabloya neden olur. Aynı tablo bağırsak dönmesi (vol-vulus), bağırsak invajinasyonu ve bo­ğulmuş fıtıklarda da gelişebilir. Dinamik tıkanmanın (dinamik ileus) en sık görülen tipi, karın zan iltihapla­rında ortaya çıkan paralitik ileustur. Bu durumda bağırsak duvanndaki sinir ağı­nın felci sonucunda bağırsak kaslan ça­lışamaz. Bu nedenle bağırsak içeriğinin ilerlemesi engellenir.

Gilbert ve tedavi süreci


Gilbert ve tedavisi


Gilbert sendromu, karacigerin, alyuvar hücrelerinin parçalanmasi ile üretilen, bilirubin adindaki maddeyi gerektigi gibi isleme koymadigi, yaygin görülen, hafif bir karaciger bozuklugudur. Ayni zamanda yapisal hepatik islevsizlik, indirekt iyi huylu bilurubinemi ve ailevi hemolitik olmayan sarilik olarak da bilinen Gilbert sendromu genellikle tedavi gerektirmez ve ciddi komplikasyonlar olusturur. Hatta, Gilbert sendromu iyi huylu yapisi nedeniyle, genellikle hastalik olarak kabul edilmez. Bu rahatsizligin bulundugu çogu insan bunu, kan testinde bilirubin düzeylerindeki artis görüldügü zaman, tesadüfi olarak fark etmektedir. Gilbert sendromu ABD nüfusunun yüzde 3ü ila yüzde 10unu etkilemektedir. Erkeklerde bu rahatsizlik kadinlara göre daha sik görülür. Kalitsal bir rahatsizlik olan Gilbert sendromu dogustan mevcuttur. Ender olarak semptomlara yol açsa da, bilirubin düzeyini süt sariligina neden olacak kadar yükseltebilir. Bilirubin tehlikeli bir düzeye ulasmasa da, meydana gelmesi halinde, huzuru kaçiran bir görüntü arz edebilir. Genellikle, bilirubin fazlasi, cildi etkilemeden önce gözlerin aklarinin sariya dönmesine neden olur. Eger bilirubin düzeyinin artisi devam ederse, cildiniz sarimsi bir renk alabilir.

Gastrit ve tedavi süreci


Gastrit ve tedavisiGASTRİT NEDİR? Gastrit midenin iç yüzünde bulunan mukoza tabakasının iltihaplanmasıdır. Erişkinlerde ileri yaşlarda olmak üzere tüm toplumda sık görülen bir rahatsızlıktır. Çoğunlukla kronik (müzmin) gastrit görülür. Ülsere göre daha yüzeysel bir hasar vardır. Fakat daha derinlere geçebilir ve ülser oluşturacak şekilde aşındırma yapabilir. Gastrit, çoğunlukla bakteriyel enfeksiyon sonucu oluşur. Yoğun antibiyotik tedavisi sonucu başarılı bir tedavi gerçekleştirilir. Toplumda sık rastlanan bir mide rahatsızlığıdır. Belirti vermeden de görülebilen bir hastalık olduğundan yaklaşık her iki yetişkinden birinde gastrit vardır. GASTRİTİN NEDENLERİ Şimdiye kadar bilinenler en önemli faktörlerin arasında, kronik H. pylori enfeksiyonu dikkat çekmektedir. Bütün dünyada bu bakteriye rastlanır. Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek enfeksiyon oranına sahip hastalık yapan bir bakteridir. Amerikalı yetişkinlerin yüzde 50‘sinde görülmektedir. Yalnız bu bakterinin, çocukluk döneminde alındığı ve vücutta yıllar boyunca barındığı düşünülmektedir. Beslenme alışkanlığı, gastrit oluşumunda önemli bir faktördür. Kötü beslenme, alkol kullanımı, doğrudan mide yüzeyini tahriş ederek gastrite neden olabilir.

6 Mayıs 2012 Pazar

Avakadonun Faydaları


Avakadonun Faydaları Ve Zararları


avokado meyvesinin faydaları ile ilgili bilgiler hakkında yazılar avakadonun özellikleri : Avakadonun anavatanı Meksika, Guetemala ve Güney Amerika’nın kuzey sahillerinde yetişir. Günümüzde ülkemizin güney sahillerinde de yetiştirilmektedir. Avokado kabuğu yeşil, yenen kısımları beyaz, iri çekirdekli bir meyvedir. Avokado toplandıktan sonra tam olarak olgunlaşır. Hemen tüketmek üzere satın alıyorsanız, yumuşak olanı tercih edin, aynı zamanda derisinin parlak ve kaygan olmasına, salladığınızda çekirdeğin sesinin gelmesine dikkat edin. Birkaç gün sonra tüketecekseniz, sert olanı tercih ediniz avakadonun faydaları : avakado neye iyi gelir, avakado çekirdeği faydaları Kabıza karşı etkilidir. Bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği bulunmaktadır. İçerdiği doymamış yağ asitleri kanda kolesterolün yükselmesini önlemesinden dolayı kalp ve damar hastalıkları için en iyi doğal ilaçtır. Avokado, vücutta toksit maddeleri etkisiz hale getirerek, yaşlılığa yol açan zararlı maddeleri yok etmesinden dolayı yaşlanma sürecini yavaşlatarak hastalıkları önlemede önemli rol oynar. İçeriğinde bulunan protein, mineral ve vitaminler küçük çocukların ve hamile bayanların dengeli ve sağlıklı beslenmelerinde çok gerekli olan maddelerdir. Avokado, vücudun karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında düzenleyici olarak görev yapar. Deriyi kurumaktan korur ve özellikle, duyarlı, kuru, yıpranmış ve yaşlanmış derileri iyileştirir ve güçlendirir. Bol miktarda içerdiği A vitamini, hücrelerin yenilenmesini destekler ve üst deride kepeklenmeyi nasırlaşmayı önler.

Ginseng otu



Ginseng otunun faydaları ve zararları


Ginseng otu nedir Ginseng otunun faydaları nelerdir,Ginseng otu,Ginseng otu faydaları,Ginseng otunun ozellikleri,Ginseng otu içinde bulunan özellikleri nelerdir Ginseng otu, son dönemlerin Türkiye sınırları içerisinde en yaygın şifalı bitkiler arasında olduğu durumu aşikardır. Bu ürün, öncelikli olarak Kore bölgesinde yetiştirilen ve tüm dünyaya ihraç edilen bir üründür. En önemli faydalarından birisi de zayıflatma etkisidir. Kısa zaman içerisinde yarattığı zayıflama etkisi ile birçok zayıflama hapına içerik olarak kullanılan Ginseng otu, kısa zaman dilimi içerisinde birebir olarak kullanılan en popüler şifalı bitki durumundadır.

İntihar Etmek Çözümmüdür


İntihar Etmek Çözüm Değil


Mal gibi kullanıp attı. Ne yaptıysam olmadı. Kendimi çirkin değersiz sevilmeyen bir kız olarak görüyorum.. Zaten çirkin olmasaydım bana iki de bir aynaya bak demezsi terketmezdi beni... her ilişkide ayrılık olur ama bu başka benim namusumla oynadı kandırdı su an gününü gün ediyor. Ve eğer bana bişey yaparsan sana iftira atacam başka bir erkekle birlikte diye mesaj yollicam babana diyo..Evde anemle kardeşlermle küsmüş konuşmuyorum. İşimi iptal ettim okula geçtimiz hafta hiç gitmedim.. Herkesle irtibatımı kesmişim. Ben ölmek istiyorum Allaha açıyorum elimi ben kendime bişey yapmadan şen al canımı diyorum arkadaş dayanamıyorum ya intihat etmek aklıma geliyor son bir kaç gündür...

Sosyal Fobiden Kurtulabilrsiniz


Sosyal Fobiden Kurtulmak Elinizde


Mahcup biri misiniz? Bir ortamda gözler sizin üzerinize çevrildiğinde, kalbiniz hızlı çarpıyor ya da soluğunuz daralıyorsa, psikolog Battler’ın tavsiyelerine bir göz atın. Araştırmalara göre, her geçen yıl özellikle kadınlar daha çok utangaçlık problemi yaşıyor. Tanımadığınız ya da yeni tanıştığınız insanlara karşı utangaç mısınız? Bu soruya cevabınız “Evet” ise, telaşa gerek yok. Çünkü siz tamamen normal birisiniz. Yüzünüz mü kızarıyor? Eğer yeni iş ortamında, ayağa kalkıp kendinizi tanıtmanız istendiğinde, yüzünüz kızarıyor, sesiniz titriyorsa, kalabalık önünde konuşmanızı gerektirecek durumlardan uzak durmaya çalışıyorsanız, maalesef utangaçsınız. Ancak “herkes konuşkan, girişken olmak zorunda değil” gerçeğini de aklınızdan çıkartmamanız gerekiyor. Kendinizi kontrol edin Ama utangaçlığınız yüzünden bazı fırsatları kaçırdığınızı düşünüyorsanız, davranışlarınızı kontrol altına almanın zamanı gelmiş demektir. “Daimi Mutluluk” adındaki projesi sayesinde, kadınların birçok problemini çözerek, mutlu bir yaşam sürmesini sağlayan ABD’li psikolog Artest Battler, utangaçlığın çözülemeyecek bir problem olmadığını belirtiyor.

Mükemmeliyetçilikten Kurtulmanın yolu


Mükemmeliyetçilikten Kurtulun


Bir bu eksikti! Modern hayatın çeşit çeşit fobisi yetmez gibi bir de mükemmeliyetçilik çıktı. Uzmanlara göre çağımızın rahatsızlığı olan mükemmeliyetçilik önümüzdeki günlerde daha çok insanı etkileyecek. Yoksa siz de mi mükemmeliyetçisiniz… Evinizde, ilişkilerinizde, iş yerinizde, okulda en iyi olmaya çalışırken ne kadar yıprandığımızın farkında mısınız? Modern dünyada hayat bir yarış, başarı her alanda yegane hedefken, stres, depresyon ve anksiyete yaşayan insanların sayısı giderek artıyor. Hal böyle olunca rahatsızlık sayımız da gün geçtikçe fazlalaşıyor. Şimdilerde ise, ‘mükemmeliyetçilik’ gündemde… Uzman psikolog Pelin Atasoy’a göre bu, çağımızın rahatsızlığı ve giderek daha çok insan, ‘mükemmeliyetçilik’ten muzdarip olacak. Panikatak, depresyon, fobiler derken, insan ‘bir mükemmeliyetçilik hastalığı eksikti’ diyor. Gerçekten, bu da nereden çıktı? Mükemmeliyetçiliğe hastalık dedemiz tam olarak doğru olmaz. Mükemmeliyetçilik bir kişilik özelliği olarak tanımlanabilir. Kişinin hayatını oldukça zorlaştıran, törpülenmesi gereken bir özellik. Mükemmeliyetçilik belki de her zaman vardı, ancak adı konmamıştı. Bir süredir var olan ekonomik ve sosyal ortamın bireye yüklediği beklentilerle, kişinin var olmasının/kabul görmesinin dış etkenlere daha da çok bağlanmasıyla mükemmeliyetçiliğin tetiklendiğini ve artış gösterdiğini düşünüyorum. Siz bu konuda bir çalışma yapmaya ne zaman karar verdiniz? Kendimin, mükemmeliyetçi özellikler taşıdığını ve bu durumun hayatımı çok zorlaştırdığını fark ettiğimde, bu konu üzerinde okumaya ve araştırmaya başladım. Mükemmeliyetçi kişilerin özellikleri nelerdir? Mükemmeliyeti insan, kendinin ve/veya çevresindekilerin en ufak bir hatasını bile kabul edemeyen, kendini ya da etrafındakileri sürekli olarak eleştiren, kendi doğrularına göre düzeltmeye çalışan , ulaşılması neredeyse imkansız, gerçek dışı hedefler koyan ve doğal olarak bu hedeflere ulaşamadığında da hayal kırıklığı ve öfke yaşayan, süreçten keyif almaktan uzak, sonu odaklı, sürekli olarak beğenilmeme ve sevilmeme kaygısı yaşayan biridir. Tatminkar ilişkiler yaşaması ve işler yapması oldukça zordur. Kendini ve başkalarını acımasızca eleştirir ve mutsuzluk üretir. Mükemmeliyetçi kişi kendi sırtını sıvazlamadığı, kendini ödüllendirmediği için sürekli olarak dışarıdan onaylanma ve olumlu geri bildirim bekler. Alamadığı zamanlarda da yaşadığı hayal kırıklığı yıkıcı olabilir. Mükemmeliyetçi kişilerin hayatında çok fazla ‘meli’, ‘malı’ vardır. “Kocam eve asla geç gelmemeli”,”Ben hep eğlenceli biri olmalıyım”, “Arkadaşlarım bana böyle davranmamalı”… gibi takıntılı davranışlar gösterebilir. Sürekli organize etme, planlama, derleme, toplama gibi. Sürekli olarak her şeyi kontrolü altında tutmaya çalışır.

Biten İlişkiden Böyle Kurtulabilirsiniz


Biten İlişkiden Böyle Kurtulun


Gerçekten çok acı bir durum. Bunu ancak ve ancak yaşayan bilir. Sizin için faydalı olur mu bilmiyorum ama, aynı lanet durumu yaşamış birisi olarak sizinle tecrübelerimi paylaşmak istiyorum. Öncelikle müslüman değilseniz altta yazacaklarım pek bir şey ifade etmeyecektir. İslam dinine mensupsanız kısa bir süre sonra toparlayacaksınız. Nasıl mı, buyrun okumaya devam edin. Çok sevdim bende ve aynen dediğiniz gibi burun buruna çalışıyorduk bu kişiyle. 2 yıl kadar rüya gibi günler yaşadık ve ardından 2 yıl kahır çektim. Birlikte olduğumuzda beni dünyadan koparıyordu. Öylesine aşık oluyordum ve oldum. Ben aşık oldukça o soğudu. Ben seviyorum dedikçe şımardı ve malum sonuç. Bir de baktım ki ben onun aşkıyla geberirken o başka birisiyle bir aşka yelken açmış. Bu kısımdan sonrası aynen tahmin ettiğiniz gibi. İş yerinde gördükçe göğsünüzden içeri hançer saplanmaları ve dünyanın en iğrenç geceleri ve gündüzleri. Bu acıyı ancak yaşayan bilir... Aşk acısı konusunda öneriler ve tahmin edilen şeyler var. Hemen herkes bunları yapar. Aklıma gelenleri yazayım; Başka birisini bulmak. Bu işe yaramaz, başka birisiyle yaşayacağınız her şey size gerçek aşkınızı anımsatır ve daha çok özlersiniz. Kendine hobi bul. O sıkıntıların içinde hobi işe yarıyor evet ama konsantre olmak pek mümkün olmuyor. Olunsa bile hobiye ayrılan süre sonuna kadar işe yarıyor. Yaptığınız aktivite bittiği anda siz yine aynısınız. Değişen tek şey 1-2 saatlik kafa dağıtma.

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Cinsel gücü artıran bitkiler


Cinsel gücü artıran ve azaltan bitkiler


Seks yaşamında da zaman zaman sorunlarla karşılaşılabilir. Beslenme Uzmanı Amanda Ursell seks yaşamınızın daha iyi olması için nasıl beslenmeniz gerektiğini anlattı. Herkes sağlıklı olduğunda kendisini daha sağlıklı hisseder. Seks yaşamında da zaman zaman sorunlarla karşılaşılabilir. Aaraştırmalar bunun en önemli nedeninin yanlış ve yetersiz beslenme olduğunu gösteriyor. Seks için çok yorgun hissettiklerini söyleyen çiftlerin sağlıksız ve yanlış zamanlarda beslendikleri belirlendi. Beslenme Uzmanı Amanda Ursell seks yaşamınızın daha iyi olması için nasıl beslenmeniz gerektiğini anlattı. Herkes sağlıklı olduğunda kendisini daha sağlıklı hisseder. Seks yaşamınıza zarar vermemek için bunlara dikkat edin! Pudding kek bisküvilere margarin koymayın. Bu tür beslenme özellikle erkeklerin kan akımı için tehlikelidir. Tuzlu hazır gıdalar da aynı etkiye neden olur. Beyaz ekmek şeker kan şekerinizi yükseltirama birkaç saat sonra kendinizi yine halsiz hissedersiniz. Çiftlerin gece geç saatlerde yemek yemekten uzak durmaları gerekir. Beyin midedeki yiyecekleri sindirmeye şartlanacak ve seks isteğiniz ölecektir. Çok fazla çay ve kahve içmekten uzak durun. Gece uykunuz kaçacak ve ertesi gün kendinizi yorgun hissedeceksiniz. Bir kadeh içki seks moduna geçmenize yardımcı olabilir ancak çok fazlası zararlıdır. Lahana soğan fasulye gibi şişiren yiyeceklerden uzak durun. Çok hızlı yemek hava yutmanıza ve kendinizi şiş hissetmenize neden olacaktır. Yemeklerinizi yavaş yavaş yiyin. Seks isteği uyandıran yiyecekler Tutkulu bir gecede halsiz kalmamak için kepekli ekmek ya da makarna tüketin. Kırmızı et yumurta gibi demir içeren gıdalar tüketin. Biftek köy peyniri somon yağsız yoğurt gibi gıdalar tüketin. Omega-3 bakımından zengin yiyecekleri tüketin. Kan pompalama özelliğine yardımcı olurken cildinizi korur. Balık tavuk gibi protein bakımından zengin hormon seviyelerini artıran gıdalar tüketin. Özellikle erkekler çinko içeren ekmek kırmızı et istiridye gibi performans veren yiyecekler tüketebilir.

Üretrit


Üretrit ve tedavisi

Epididimit şikayetleri arasında en sıklıkla, skrotal ( torbalarda) ağrı ve şişlik vardır. Ağrı ve şişlik, orta veya ileri derecede olabilir. Bazen epididim iltihabı o kadar ilerler ki hasta ağrıya bağlı olarak yürüyemez. Bazen de iltihap ilerleyerek karşı yumurtaya da sıçrayabilir. Bu durumdaki hastalarda ateş görülebilir ve hatta nadir olarak da abse oluşumu izlenebilmektedir. Epididimit olgularının çoğu ağır değildir ve hastalarda aşırı şişlik veya ağrıya neden olmaz. Ağrının günün ilerleyen saatlerinde daha belirgin hale gelmesi tipiktir. Uzun zamandır kabul edilen bir görüşe göre zorlanma veya zorlayıcı iş yapmak epididimit gelişiminde rol oynayabilmektedir. Günümüzde ise bu görüş eski popülerliğini kaybetmiş ve iltihabi olayların rol oynadığı daha çok kabul edilir olmuştur. Epididimite yol açan bakterilerin çoğu yine diğer idrar yolları iltihaplarına nede olan bakterilerdir. Epididimite neden olan bir başka etken de belsoğukluğuna ( gonore) yol açan bakterilerdir. Ülkemizde bunların yanısıra, tuberküloz (verem) mikrobu da epididimite yol açabilmektedir. Tedavi: Akut epididimitin tedavisi tüm dünyada standart olmuştur ve etkilidir. Tedavide antibiotik tedavisinin yanısıra, yatak istirahati ile beraber yumurtaların yukarıda durmalarını sağlayacak suspansuarların kullanılması ve ağızdan veya makattan kullanılacak bir iltihap giderici ilaç kullanımı yer almaktadır. Tedavide her birinin önemi vardır.Kronik epididimit daha problemlidir. İlk tedaviye rağmen genellikle şikayetler devam edebilmektedir. Bu gibi durumlarda ikinci bir kür tedavi uygun olabilmektedir.Bunun ötesinde daha uzun süreli iltihap giderici ilaçların kullanımı önerilmektedir. Cerrahi tedavi en son seçenektir. ÜRETRİT (NSÜ / NGÜ) Üretrit , üretranın ( mesaneyi, dışarıya bağlayan boru) iltihabi durumuna verilen addır. Genellikle NSÜ ( non-spesifik üretrit) veya NGÜ ( non-gonokoksik üretrit) adı da verilmektedir. Sıklıkla, cinsel yolla bulaşırlar.

Suni solunum nasıl olur


Suni solunum nasıl yapılmalıdır

Suni Solunum Nasıl Yapılır? 1.) Hastayı sırt üstü yatırın. Boynunda veya göğsü üzerinde bulunabilecek bütün giysileri gevşetin. 2.) Çenesini kaldırıp, başmi mümkün ölçüde geriye doğru eğin. (Bu- hareket soluk borusunu düzletir ve akciğerlere hava gitmesini kolaylaştırır.) 3.) Hastanın burun deliklerini parmaklarınız arasında sıkıştırıp kapalı tutun. 4.) Ağzınızı hastanın ağzına dayayarak bütün kuvvetinizle içeriye hava verin. 5.) Akciğerlerin dışa hava verebilmesi için ağzınızı hastanın ağzından uzaklaştırın. 6.) Bunu her beş veya altı saniye arasında tekrarlayın. 7.) Nabız ve kalp atışı devam ettiği sürece bu yönteme devam edin. Bu gibi bir kişiyi normale getirmek saatlerce sürebilir. 8.) Yorulduğunuz zaman başkası yerinize geçmelidir. 9.) Hastanın boğazında veya göğsünde ’su veya balgam birikmiş-se, bunların ağızdan çıkmasını temin için kendisini baş aşağı veya yana çevirerek tutun. 10.) Ağızda balgam veya başka maddeler toplanmışsa bunları parmaklarınızla dışarı çıkarın. (Nefes almayan bir kimse hiçbir zaman ısırmayacaktır.) 11.) Eğer ağızdan ağıza nefes vermekten iğreniyorsanız açık bir mendil arasından da hava verebilirsiniz. (Bu direkt ağızdan ağıza sistemi kadar tesirli olmayabilir.) 12.) Ancak birkaç dakika nabız ve kalp atışı yoksa bu metoda son verin. Kulağınızla dikkatle hastanın göğüsünün sol tarafını dinleyin. 13.) Hasta kendine gelirse, kendisini sıcak tutun ve doktor gelinceye kadar veya en azından yarım saat süreyle yerinden kıpırdatmayın.

Yılan sokması


Yılan sokması ve ilk yardım nasıl olmalı


Yılan sokmalarının belirtileri nelerdir? Lokal ve genel belirtiler verir : Bölgede morluk, iltihaplanma (1-2 hafta sürer) Kusma, karın arısı, ishal gibi sindirim bozuklukları Aşırı susuzluk Şok,kanama Psikolojik bozukluklar Kalpte ritim bozukluğu, baş ağrısı ve solunum düzensizliği Yılan sokmalarında ilkyardım nasıl olmalıdır? Hasta sakinleştirilip, dinlenmesi sağlanır, Yara su ile yıkanır, Yaraya yakın bölgede baskı yapabilecek eşyalar (yüzük, bilezik vb.) çıkarılır, Yasa baş ve boyunda ise yara çevresine baskı uygulanır, Kol ve bacaklarda ise yara üstünden dolaşımı engellemeyecek şekilde bandaj uygulanır (Turnike uygulanmaz), Yara üzerine herhangi bir girişimde bulunulmaz (yara emilmez), Yaşamsal bulgular izlenir, Tıbbi yardım istenir (112).

Özürlülere ilişkin program


Özürlüler artık daha özgür


KARAYOLLARI TRAFİK YÖNETMELİĞİNİN 53. MADDESİ ENGELLİ ARAÇ PLAKALARINA VE ENGELLİ ARAÇLARININ KULLANIMINA İLİŞKİN YENİ DÜZENLEME GETİRİYOR ESKİ: Bizzat kullanım amacıyla malul, sakat veengelli tarafından ithal edilen özel tertibatlı otomobiller ile motosikletlerintescil belgelerine, "Araç sahibi tarafından kullanılması zorunlu olup,ilgili gümrük müdürlüğünün izni olmadan devri, satışı, hibesi, intifasınınmülkiyeti muhafaza kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkınınvekaletname ile devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi, özel tertibatınınkaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır." şeklinde şerh konulur.

1 Mayıs 2012 Salı

El ve Ayak kaşıntısı tedavisi nasıldır


El ve Ayak kaşıntısı tedavisi

Kaşıntı kaşınma arzusu uyaran bir duygudur. Kaşıntı kişiyi oldukça rahatsız edebilir. Şiddetli olduğunda uykusuzluğa, gerginliğe ve depresyona neden olabilir. Kaşıntının gerçek nedeni bilinmemektedir. Derideki sinirler etkilenerek, histamin adlı bir kimyasal salgılanınca, beyinde kaşıntı duyusunu oluşturur. Kaşıntı bazen bir cilt hastalığı ile birlikte olabilirken, bazen de bir iç hastalığının belirtisi olabilir. İç organ hastalığı bulunmayan diğer kaşıntılı hastalarda kaşıntının nedeni psikolojik olabilir. Kaşıntıya Neden Olan Durumlar Sabun, çamaşır tozları ve bazı boyaların neden olduğu kaşıntılar. - Yün veya naylon iyeceklerin neden olduğu kaşıntılar. - Bazı kimyasal maddelerin neden olduğu kaşıntılar. - İstiridye, yumurta, süt, çilek, soğan gibi bazı besinlerin neden olduğu kaşıntılar. - Bazı ilaçların neden olduğu kaşıntılar. - Şeker, karaciğer, böbrek hastalıkları veya löseminin neden olduğu kaşıntılar. - Kurdeşen, egzama, su çiçeği, kızamık, kızıl, kızamıkçık veya deri iltihabının neden olduğu kaşıntılar. - Mantarın neden olduğu kaşıntılar. - Kıl kurdunun neden olduğu kaşıntılar. - İshal veya kabızlığın neden olduğu kaşıntılar. - Sinirlilik ve ruhi sıkıntıların neden olduğu kaşıntılar. Kaşıntı Tedavisi Doktorunuz öncelikle kaşıntının nedenini araştırır. Dikkatli bir cilt muayenesi, kan testleri, gerekirse biyopsi yapar. Eğer kaşıntı egzema veya kurdeşen denen bir cilt hastalığından kaynaklanıyorsa bu hastalıkların tedavisi kaşıntıyı giderir. Eğer hastalık bir iç hastalığından kaynaklanıyorsa kaşıntı giderici haplar ve ultraviyole tedavisi kullanılır. Kaşıntının bir çok nedeni olmasına rağmen bir çok tedavisinde temel bir kaç uygulama vardır. İlk olarak sıcak banyo ve duş yasaklanmalıdır. Hafif ve ince kıyafetler ve serin bir ortam kaşıntınıyı azaltır. Sabunlar derinizi kuruturlar, bu nedenle hassas ciltler için olan uygun sabunları kullanınız. Banyoda iyi durulanınız, sabun artığı kalmamasına dikkat ediniz. Banyodan çıktıktan 2-3 dakika içinde nemlendirici uygulayınız. Su çiçeği ve böcek ısırıklarına bağlı su kabarcıklı hastalıklarda kalamin içeren losyonlar iyi gelebilir. Kaşıntı oldukça rahatsızlık verebilen bir durum olabilmekle beraber genelde tedaviye iyi cevap verir

Cüzzam ve tedavi merkezleri


Cüzzam ve tedavisi


Cüzzam veya lepra, Hansen basili (Mycobacterium leprae) adı verilen bir mikroorganizmanın yol açtığı, çevresel sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen, bulaşıcı bir hastalıktır. Ancak bulaşma ihtimali yok denecek kadar azdır bu nedenle uzun yıllar bulaşıcı bir hastalık olarak kabul edilmemiş ancak halk arasında en az veba kadar bulaşmasından korkulan bir hastalık olmuştur. Onun insandan insana bulaşan olduğu düşüncesi temelde bir varsayımdır zira henüz nasıl bulaştığı kanıtlanamamıştır. Hastalık eski dönemlerde miskin hastalığı olarak da adlandırılmıştır. Çağlar boyu çok korkulan bir hastalık olan cüzzam, birçok yazıya ve sinema yapıtına da konu olmuştur. Konu başlıkları [gizle] 1 Tanı 2 Cüzzam Türleri 2.1 Lepramatöz Tip Cüzzam 2.2 Tüberküloit Tip Cüzzam 2.3 Borderlein Tipi Cüzzam 2.4 İndetermine Tip Cüzzam 3 Korunma ve Tedavi 4 Dış bağlantılar 5 Kaynaklar ve Dipnotlar Tanı [değiştir] Hastalık nedeni olan basil 1873 yılında Gerhard Armauer Hansen tarafından tanımlanmıştır. Hansen basili bazı özellikleri bakımından verem hastalığının nedeni olan Koch basiline benzemektedir. Doğada sadece insan vücudunda bulunabilen Hansen basilinin yapay ortamlarda kültürlenebilmesi mümkün olamamıştır. Basil, insan dışında yalnızca Güney Amerika'da yaşayan Armadillo ve bazı fare türlerinde hastalığa yol açabilmektedir. Hastalık etkeni bakteri vücuda girdikten sonra belirtilerin ortaya çıkması, bağışıklık sisteminin direncine göre 2 ile 20 yıl arası zaman alabilmektedir. Cüzzamın bulaşma kaynağı sadece insandır. Basil hasta vücudundan dışarıya çeşitli yara salgıları ve özellikle burun salgısı ile çıkar ve etrafa yayılır. İnsanlar arasındaki bulaşmanın nasıl olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber bunun daha çok sıkı temasla olduğu ve bu temasın uzun süre devamının gerekli bulunduğu düşünülmektedir. Çocuklara anne sütü ile geçebilmektedir. Hastalığa duyarlılık 3-5 yaşlarında daha fazladır.[1] Hastalığın tanısı yalnızca mikroskobik incelemelere dayanır. Çünkü kültür besiyerlerinde üreyememektedir. Mikroskobik inceleme için burun mukozası kazınarak alınan madde Ehrlich Ziehl Neelsen yöntemi ile boyanarak incelenir. Küme ve demet halinde toplu kısmen serbest ya da hücre içinde olan basiller görülür. Ayrıca deri lezyonlarından biyopsi ile parça alınarak boyanarak incelenebilir. Alınan bu örneklerin bir kısmının üzerine; bir damla DOPA = (3-4 dihydroxphenylalanine) karıştırılır ve bakteriler Mycobacterium leprae ise siyahlaşma olur. Tanı için diğer bir işlem Histamin testidir. Sağlam ve hasta deriye iğne ile çizgi çizilerek histamin eriği damlatıldığı zaman sağlam deri reaksiyon verirken cüzzamlı deri tepki veremez.[1] Cüzzam Türleri

Albinizm ve tedavi merkezleri


Albinizm ve tedavisi

Genel albinizmde deride pigment (boya maddesi melanin) yoktur. Saçlar kar beyazdır. Gözün irisi pembe, tam ortadaki papilla kırmızıdır. Astigmatizma ve ışıktan korkma bunlarda çok olur. Zeka ve fiziki bakımdan gerilik bu hastalığa eşlik edebilir. Sebep: Derinin boya hücreleri olan melanositlerin melanin boyasını üretememeleridir. Bunun da tirozinaz enziminin irsi yokluğundan kaynaklandığına inanılmaktadır. Tedavisi: Boya hücrelerinden, tirozinaz enziminin üretilmesi için bir yol bulunmadıkça tedavi edilmesi mümkün olamayacaktır. Bu arada güneş ışığından kaçınmak ve göz hastalıkları için doktor kontrolünde olmak bir çok zorluğu ortadan kaldıracaktır. Albinizmle alakalı, iki cilt hastalığı daha vardır. Bunlar kısmi albinizm ve vitiligodur. Kısmi albenizmde beyaz odaklar olur. Vitiligoda, vücudun çeşitli bölgelerinde renk yoktur. Nüfusun yüzde biri ile üçünü etkiler. Bu beyaz alanlar değişik büyüklükte olup, koyu boyalı kenarları vardır. Tekrar çok nadiren renklenebilir. Ek bilgi Albinism: Sadece gözde yada hem göz hemde deride pigment miktarının azlığını içeren bir gurup kalıtsal durum. Albino terimi Afrikadaki Portekizli bir gezginden gelmektedir. Gezgin koyu ve açık derili ırklar görmüş ve”Zenci”(siyah kelimesinden gelmektedir) ve”Albino” (beyaz kelimesinden gelmektedir) diye adlandırmıştır ama onların farklı ırklardan olduklarını düşünerek yanılmıştır. Amino asit: Tüm canlı hayvan ve bitkilerde bulunan doğal bir madde. Amino asitler proteinlerin “yapı taşları”dır. Vücuda besinlerle protein alındığı zaman proteinler amino asitlere parçalanır ve daha sonra başka proteinleri üretmekte kullanır. Vücut ayrıca amino asitleri melanin gibi başka belli maddelerede çevirebilir. “Albino” teriminden kaçınılmalıdır çünkü bu kelime ile kişi dış görünüşü yada genetik yapısıyla etiketlenmiş oluyor. Astigmatism: Lensin ışıgı retina üzerine düzgün olarak odaklayamaması sonucu nesnelerin şekillerinin eğri görülmesinin neden olduğu görüş keskinliğinin düşmesi anlamına gelen bir göz kusuru. Otozoma bağlı: Cinsiyet kromozomlarından ( X yada Y) farklı olan bir kromozomla ilgili. Bioptik: Gözlük camları üzerine monte edilen ve az görenlere yardım için kullanılan özel bir lens çeşidi. Braille: Körler için kullanılan ve yazıları parmaklarıyla okumalarını sağlayan kabartmalı yazı tekniği. Taşıyıcı: Mutasyona uğramış bir geni taşıyan ama o genin özelliğini göstermeyen kişi. Özellik bu kişide görülmez çünkü bir tanede normal geni vardır ve bu gen daha baskındır ama kişiden oluşacak çocuklarda bu hastalığın görülme olasığı vardır. Chediak-Higashi Sendromu: Beyaz kan hücrelerinde hata olan ve bu yüzden vücudun mikroplara karşı direnci az olan sık, görülmeyen bir albinism çeşididir. Kromozom: Genleri taşıyan DNA dan oluşmuş bir mikroskopik madde. Vücudun her hücresi bir set kromozom içerir. Sperm ve Yumurta ebeveynlerin kromozomlarını içerir. Doğumdan önce ve sonra, büyüme boyunca vücut bu kromozomları her hücre için kopyalar. Her kromozomda çok miktarda gen vardır.